DUYU EĞİTİMİ

Bebeğin çevresi ile iletişime geçebilmesinde, bilgi ve deneyim kazanabilmesinde duyu organlarının payı
büyüktür. Bebekler duyuları aracılığıyla dünyayı keşfeder, yeni bilgiler edinir, haz alır, hatta tehlike
oluşturabilecek durumları fark edebilir.
Yeni doğan bebekler, ani ışığa ve sese karşı tüm vücut olarak tepki verirler. Ayak tabanlarına, avuçlarına,
yanaklarına dokunulduğunda, bu durumdan haberdar olduklarını gösteren tepkiler verirler. Değişik tatları
fark ettikleri, verilen yiyecekleri yiyip yememelerinden anlaşılabilir. Keskin kokuları fark edebildikleri
çok hafif bir kokuyu fark etmekte güçlük yaşadıkları da bilinmektedir. Bütün bu tepkiler, bebeklerin
doğuştan getirdikleri doğal tepkilerdir. Gelişme sürecinde doğuştan var olan bu tepkiler zamanla yerini
amaçlı hareketlere bırakır. Bebekler doğal tepkilerden amaçlı hareketlere geçişinde duyu organlarını
kullanırlar. Her duyu organı, hem kendi görevlerini yerine getirir ve geliştirir, hem de diğer duyu organları
ile işbirliği içinde çalışır. Örneğin; bebek önce duyduğu sese sadece vücut olarak tepki verirken, daha
sonra o sesin geldiği yöne doğru döner, bakar ve o sese ulaşmak üzere uzanır. Yine başlangıçta, bütün
uyarıcılara tepki verirken, daha sonra uyarıcının özelliğine özgü tepkiler vermeyi öğrenir. Örneğin; bebek
önce, gördüğü tüm yüzlere gülerken, zamanla sadece tanıdık yüzlere gülmeye başlar. Normal bir gelişme
sürecinde duyu organları görevlerini yerine getirebilmek için basitten karmaşığa doğru bir olgunlaşma
gösterir.
81
Öğrenme duyu organları yoluyla gerçekleşmekte, yeni doğan bebekler çevreyi tanımak için duyularını
kullanmaktadırlar. Bu nedenle yaşamın ilk yıllarından itibaren duyuların uyarılması gerekmektedir. Bu
noktada ailelere düşen en önemli görev, bebeklerinin duyuları yoluyla çevreyi tanımalarına, farklılıkları
ayırt etmelerine, benzerlikleri bulmalarına ve nesneler arasındaki ilişkileri anlamalarına destek olmaktır.
1.2. Duyuların Gelişimi
Görme
Bebeklerin en zayıf duyusu görme duyusudur. Yetişkinler kadar net görme ancak dört-beş yaşlarında
gerçekleşir. Görme keskinliğinin iyi olmamasına rağmen bebekler, gözleriyle yavaş hareket eden bir
nesneyi izleyebilirler. Doğumdan sonraki ilk aylarda, görme alanı içinde; 45-90 derecelik açıda, 15-25 cm
uzaklıktaki parlak cisimleri fark ederler. İki haftalıktan itibaren ise dikkatlerini çeken hareketli nesneleri
kısa süreli takip etmeye başlarlar, Bu dönemde bebekler ilk olarak anne yüzünü izlerler. Gördükleri
nesneleri 180 derece izlemeleri ancak iki aydan itibaren başlar. Yaklaşık üç aylıkken renkleri ayırt
edebilir ve birbirine zıt renkler içeren karmaşık ve hareketli şekiller ile insan yüzüne bakmayı tercih
ederler. Görme duyusunun gelişmesi dört aylıktan sonra başlar ve bebekler gördükleri eşyayı uzanıp
almak isterler.
Yeni doğan döneminde görme duyusunun desteklenmesi için yetişkin, bebeği onun yüzünü görebilmesi
için kendine yakın tutmalı, ona parlak canlı renkte nesneler göstermelidir. Özellikle zıt renkli, hareketli
ve sesli mobiller yatağının üzerine asılmalı ve dikkati çekilmeye çalışılmalıdır.
İşitme
İşitme duyusu bebeğin yeni kavramları öğrenmesi ve konuşabilmesi için gereklidir. Bebeklerde işitme
duyusu anne karnından itibaren gelişmiştir. Bebekler anne karnındayken sesleri işitebildikleri için bazı
seslerle sakinleşip bazı seslerle daha canlı ve hareketli bir duruma geçebilirler. Bebekler doğumdan sonra
ani ve kuvvetli seslere irkilme ile tepki gösterirler. İkinci ayda başlarını sesin geldiği yöne çevirebilirler.
Sesin geldiği kaynağa tamamen yönelmeleri ve tanıdık seslere keyifle cevap vermeleri altıncı ayda
gözlemlenir. Ancak erken doğan bebeklerle, doğum sonrası tıbbi bakım gerektiren bebeklerde bu süreç
farklılık gösterebileceği için özel olarak değerlendirilmesi gerekmektedir.
82
Doğum öncesi dönemden itibaren bebeklerle konuşmak, onlara müzik dinletmek ve doğum sonrası sesli
oyuncaklarla oynamalarını sağlamak; onların işitme duyusunun desteklenmesi açısından çok önemlidir.
Böylelikle bebeklerin konuşmayı öğrenmesi de desteklenmiş olacaktır.
Dokunma
Dokunma duyusu anne karnında uyarılmaya başlar. Annenin hamilelik esnasında göbeğini okşaması
ilk dokunsal uyarılardır. Yumuşak ve özenli dokunmalar bebekler için çok önemlidir. Bu, bebeklere
sevildiklerini ve önemli olduklarını hissettirir. Doğum sonrasında bebeklerin yanaklarına yumuşakça
dokunulduğunda başlarını dokunulan yöne doğru çevirirler. Doğal olarak yapılan bu hareket dokunmaya
karşı bebeklerin ne kadar duyarlı olduklarını göstermektedir. Aynı şekilde bebeklerin yüzleri sırtüstü
yatarken bir örtü ile örtüldüğünde, başlarını ve kollarını kullanarak örtüyü kaldırmaya çalışırlar. Bu
içgüdüsel ve otomatik bir tepkidir.
Bebekler doğdukları andan itibaren dokunmalara karşı hassastırlar; acı ve ağrı hissedebilirler.
Annelerin el teması bebekleri rahat hissettirirken, bezlerinin ıslaklığı onları rahatsız hissettirir. Yeni
doğan döneminde duygusal doyum için dokunma duyusu çok önemlidir. Dokunma duyusu anne ve bebek
arasındaki ilişkinin gelişimi kadar beyin gelişimi için de çok önemlidir.
Dokunma duyusunu desteklemek amacıyla sert, yumuşak, kaygan ve pütürlü gibi farklı doku yüzeylerine
sahip oyuncak ve materyallerle bebeklerin gelişiminin desteklenmesinin yanı sıra banyo sonrası
uygulanacak bebek masajının önemi de araştırmalarla kanıtlanmıştır.
Tat Alma Duyusu
Bebekler, tatlı, tuzlu, acı veya ekşi gibi farklı tatları ayırt edebilirler. Tatlı besinleri, acı ve ekşi besinlere göre
daha çok tercih ederler. Bebeklerin değişik tatlarla karşılaştıklarında tepki gösterdikleri bilinmektedir.
Bu özellik yetişkin tarafından ek gıdalara geçme sırasında dikkate alınmalı ve tatları karıştırmadan her
defasında tek bir besin maddesi kullanarak ek besinlere geçiş yapılmalıdır.
Ek besinlere geçildikten sonra da bebeğin yemekleri karışım halinde değil tek tek ayrı tatlar olarak
sunulmalıdır.
83
Koku Alma
Bebeklerin doğduklarında koku alma duyuları da gelişmiştir. Meme emen bir haftalık bebeklerin
biberonla beslenen bebeklere göre anne kokusuna daha duyarlı oldukları ve annelerinin kokularını ve
kendi annelerinin sütlerinin kokularını diğerlerinden ayırt edebildikleri bilinmektedir. Yetişkinler gibi hoş
ve hoş olmayan kokuları ayırt edebilirler. Bebekler hoşlandıkları kokulara gülümseyerek hoşlanmadıkları
kokulara da yüzlerini çevirerek tepki verebilirler.
Bebekler kokuları ayırt edebilseler de erken dönemde parfüm gibi keskin kokular onlarda astımı
tetikleyebileceğinden yoğun kokuların çocuğun bulunduğu ortamda kullanılmaması önerilmektedir.
Bebekler kokuları ayırt edebilseler de erken dönemde parfüm gibi keskin kokular onlarda astımı
tetikleyebileceğinden yoğun kokuların çocuğun bulunduğu ortamda kullanılmaması önerilmektedir.
1.3. Ev Ortamında Duyu Eğitimi
Sağlıklı her çocuk, duyusal bir kapasite ile dünyaya gelir. Büyüme ve gelişme sürecinde, olgunlaşan ve
deneyimlerle öğrenen çocuk, bu kapasitesini, ulaşacağı en üst düzeye getirebilir. Çocukların, her yönden
gelişimlerini destekleyerek kendi bilgi dağarcıklarını oluşturmalarını sağlayacak çeşitli uygulamaların
yapılması büyük önem taşımaktadır. Bu uygulamalar arasında duyu eğitimi önemli bir yer tutmaktadır.
Duyu eğitimi, çocuk doğduğu andan itibaren başlayan bir eğitimdir. Duyu eğitimi, çocuklarda beş duyunun
etkin biçimde kullanımını sağlayarak beyin yapılarının daha hızlı gelişmesine neden olur ve kavram
gelişiminin temelini oluşturur.
Çocuk öğrenmeye başladığı an duyular kullanılmaya başlanmıştır. Erken çocukluk döneminde çocuğun
öğrenmesi için uyaranların somut olması gerekmektedir. Bu dönemde duyuların uyarılmasına yönelik
etkinliklere yer verilmesi, çocukların nesnelerle birebir oynamalarına ve incelemelerine olanak tanıdığı
için, çocukların uyaranları daha somut biçimde algılamalarını sağlar. Bu nedenle, somut uyaranlar
kullanarak duyulara ağırlık veren etkinliklerin gerçekleştirilmesi ve ortam düzenlemelerinin yapılması
gerekir. Çocuklar ev ortamında duyularını kullanmaya yönelik birçok fırsatla karşılaşırlar. Çocuğun içinde
bulunduğu her ortam ve her nesne duyu eğitiminde kullanılabilir.

1.4. Duyu Eğitiminin Çocuğun Gelişimine Katkıları
Duyu eğitimi çocukların;
Kendi bedenlerinin farkına varmalarını,
Kendilerini diğer bireylerden, canlılardan ve nesnelerden ayıran özelliklerinin farkına varmalarını,
Duyu organlarına ait fonksiyonlarının farkına varmalarını ve ayırt etmelerini,
Duyu organlarını bir amaca ulaşmak için bilinçli olarak kullanabilme yeteneklerini geliştirmelerini,
Olayları, nesneleri, ilişkileri, durumları, konumları tüm yönleri ile tanıma, inceleme ve
değerlendirebilme becerilerinin gelişimini,
Çevrelerini fark edip keşfetmelerini,
Çocukların, çevredeki benzerlik ve farklılıkları algılamalarını,
Çocukların hayal dünyalarını genişleterek farklı deneyimler kazanmalarını,
Kendilerini tehlikeli durumlardan korumalarını,
Duyulara yönelik yeni sözcük ve kavramlar öğrenmelerini sağlar.
85
2. ANNE BABALARA DUYULARIN UYARILMASINA YÖNELİK ÖNERİLER
Çocukların beş duyularını uyarabilecek etkinlik ve oyunlarla gelişimlerinin desteklenmesi gerekmektedir.
Anne baba olarak, her bir etkinliği bazen bir bazen de iki ya da üç duyuya hitap edebilecek nitelikte
gerçekleştirebilirsiniz. Çocuklara yönelik duyu eğitiminde odaklanma (dikkat), algılama, eşleştirme, ayırt
etme ve bellekte tutma gibi öğrenme süreçleri de ele alınmalıdır. Duyulara yönelik çalışmaları, oyun
sırasında ya da beslenme sırasında, uykuya geçişte, banyo sırasında ve gezilerde de gerçekleştirebilirsiniz.
2.1. Görme Duyusunun Uyarılması
Ev ortamında bulunabilecek yün, kurdele, tuvalet kâğıdı rulosu, şampuan şişesi, mandal gibi çeşitli
nesnelerle bebek ve çocukların görsel algı, görsel dikkat, görsel bellek, görsel ayırt etme gibi etkinlikler
gerçekleştirebilirsiniz. Örnek olarak; bebekler için tuvalet kâğıdı rulolarından ya da renkli yün ya da
kurdelelerden oluşturulmuş ponponlardan mobiller hazırlayabilirsiniz. Sağlam bir ipin üzerine üzeri
yünlerle sarılmış ya da üzerlerine gazete ya da dergilerden kesilmiş parlak ve/veya zıt renklerde, farklı
desenleri olan resimler yapıştırılmış rulolar geçirebilir ya da bir kasnağa uzunlu kısalı iplere tutturulmuş
ponponlar bağlayarak bebeklerin yataklarına, görme alanları içine asabilirsiniz.
86
Yürümeye başlamış bir çocuğun boy seviyesine asılabilecek renkli görsel özellikteki nesneler de çocuğun
görme duyusunu uyarıcı niteliktedir. Örnek olarak; poşet dosyalar içine yerleştirilmiş çeşitli resim ya da
fotoğrafları bir duvara yan yana asabilirsiniz. Bu nesneleri, haftada bir ya da on günde bir gibi belirli
aralıklarla değiştirmeye özen göstermelisiniz.
Bebeğinizin tutabileceği büyüklüklerde farklı kavanoz kapaklarının içine aile bireylerinin ya da magazin
dergilerindeki farklı kişilerin yüzlerini yapıştırarak onları oynamasını sağlayabilirsiniz. Böylece bebeğiniz
hem farklı yüzleri ayırt etmeyi hem de farklı yüz ifadelerini ayrıt etmeyi öğrenebilir.
Çocukların görsel dikkat ve belleklerini desteklemek amacıyla da iki buçuk- üç yaşlarından itibaren kibrit
kutuları ya da pet şişe kapaklarını kullanarak bunların üzerine çift olarak hazırladığınız elma, muz, pırasa,
soğan, kare, daire, üçgen vb. resim, şekil ya da desenler yapıştırabilirsiniz. Çocuğunuzla birlikte kapak
ya da kutuları ters çevirip eşini bulma oyunu oynayabilirsiniz.
2.2. İşitme Duyusunun Uyarılması
Bebeğiniz ya da çocuğunuza çeşitli ninniler, şarkılar, tekerlemeler söyleyebilirsiniz, yumuşak ya da hızlı/
yavaş ritimlerde farklı müzikler dinletebilir, ses çıkaran oyuncaklarla oyunlar oynayarak işitsel dikkat,
algı, bellek ve ayırt etmeye yönelik oyunlar gerçekleştirebilirsiniz.
87
Örnek olarak; bebeğinizin ses dinleme ya da sese dikkat etmesini sağlamak amacıyla bir şapka lastiği
üzerine top şeklinde zil, tahta boncuk gibi nesneler dikebilir ve bu sesli bileklikleri bebeğinizin el ve ayak
bileklerine bağlayabilirsiniz. Bebeğiniz el ve ayaklarını hareket ettirdikçe ses duyacaktır, zamanla ses
duymak için el ve ayaklarını amaçlı biçimde hareket ettirecektir. Bu şekilde hazırlanmış sesli bileklikler
bebeklerin el ve ayaklarını fark etmelerine de yardımcı olacaktır.
Evde bulabileceğiniz çalar saat, kurulunca ses çıkaran oyuncak, müzik kutusu gibi ses çıkaran bir nesneyi
bir örtünün altına saklayabilir ve çocuğunuzun sesin geldiği yere dikkat etmesini sağlayıp bulma oyunu
oynayabilirsiniz.
Saklama kapları ya da pet şişeler içine kuru bakliyatlar, makarna, fındık, çekirdek vb. gibi malzemeler
koyarak ses çıkaran marakaslar hazırlayabilir, bebek ya da çocuğunuzun metal ya da tahta kaşıklar,
tencere kapakları, saklama kapları ile ses çıkararak oyunlar oynamalarını sağlayabilirsiniz. Örnek olarak;
kâğıt havlu rulolarının içine ceviz, taş, zil, şeker, madeni para gibi çeşitli nesneler koyarak iki ucunu da
kapatın. Ruloların üzerini içindeki nesnelerin dökülmeyeceği şekilde çeşitli kumaşlarla kaplayın. Hazırlanan
sesli kâğıt havlu rulolarını sallayarak çıkan sesi çocuğunuza dinletin. Sonra çocuğunuzla birlikte ruloları
yerde yuvarlayarak oyunlar oynayarak çocuğunuzun çıkan sese dikkat etmesini sağlayın. Çocuğunuzun
yaşı büyüdükçe ses çıkaran ruloları birlikte de hazırlayabilirsiniz.
Bebek ya da çocuğunuzla bu tarzda oyunlar oynarken güvenli bir ortam sağlamanız önemlidir. Çocuğunuzun
yutarak boğulmasına neden olabilecek küçük parçalara sahip nesneler ile boynuna dolanabilecek ip gibi
malzemeleri kullanırken dikkatli olmalı, onu bu tipteki nesnelerle yalnız bırakmamaya özen göstermelisiniz.
88
2.3. Dokunma Duyusunun Uyarılması
Bebek ya da çocuğun farklı dokunsal özelliklere (yumuşak, sert, kaygan, pürüzlü, tüylü, sıcak, soğuk vb.)
sahip nesnelerle ve/veya su, parmak boyası gibi sıvılarla oyunlar oynama fırsatı sunabilir ya da banyoda,
beslenme ya da uykuya geçiş sırasında bu nesnelerle etkileşime geçmesini sağlayabilirsiniz.
Örnek olarak; dokulu parmak boyası hazırlamak için, bir çay bardağı suya iki tatlı kaşığı nişasta ve
istediğiniz renkte gıda boyası ekleyip kaynatabilirsiniz. Soğuduktan sonra içine pirinç, mercimek, kum,
mısır taneleri vb. katıp bebek ya da çocuğunuzla gazete kâğıtları üzerinde boyama ve karalamalar
yapabilirsiniz.
Bir torbanın içine çocuğunuzun çeşitli oyuncaklarını atıp gözü kapalı olarak torbanın içindeki bir oyuncağı
dokunarak bulmasını isteyebilirsiniz.
Ayrıca evde bulunan farklı dokudaki nesnelerle bir dokunma sepeti hazırlayabilirsiniz. Bu sepetin içine
yumuşak kıllı fırçalar, tahta, metal ve plastik kaşıklar, süngerler, pamuk parçaları, ambalaj kâğıtları,
ponponlar, makaralar, kutular vb. koyabilir, bebeğiniz ya da çocuğunuz bunlara dokunduğunda yumuşak,
sert, kaygan, pürüzlü, soğuk, ılık vb. özelliklerini ifade ederek dokularını tanımlayabilirsiniz. Dokunma
sepetindeki nesneleri, bebeğiniz hepsine dokunup tanıdıktan sonra yenileri ile değiştirmelisiniz.
Dokunma duyusunda bebek ya da çocukları sadece ellerini kullanarak dokunma konusunda
sınırlandırmamanız gerekmektedir. Çocuğunuzun ayak, diz, dirsek, sırt vb. gövdesinin çeşitli kısımlarını
dokunma amacıyla kullanabilmesi için de fırsatlar verilmelidir. Örnek olarak; poşet, kağıt, baloncuklu
naylon, zımpara kâğıdı, kadife, saten, etamin, yünlü kumaş gibi evde bulabileceğinizi çeşitli dokulardaki
nesnelerle bir yolluk hazırlayabilir ve çocuğunuzun yalın ayak bu yolluk üzerinde yürümesini sağlayabilirsiniz.
89
Evde bulunan farklı dokudaki kumaşlarla (kadife, saten, basma, yünlü, peluş, pelüşmühalı kaydırmaz,
poşet vb.) bir dokunma minderi ya da dokunma battaniyesi hazırlayabilirsiniz. Bebeğinizin bu battaniye
üzerinde emeklemesine destek olarak farklı dokuları hissetmesini sağlayabilirsiniz.
Banyo sırasında farklı dokudaki lif, sünger ya da bezlerle çocuğunuzu yıkayabilir, vücuduna masaj
yapabilirsiniz. Pamuk, yumuşak bir fırça, ponpon gibi nesnelerle bebeğinizin yanak, ense, sırt, göbek,
ayak tabanı gibi çeşitli kısımlarına dokunarak uyaran verebilirsiniz.
2.4. Koklama Duyusunun Uyarılması
Çeşitli baharatlar, aromalar veya kokulu malzemeler koklatma, çevredeki, farklı ortamlardaki ya da
yiyeceklerdeki çeşitli iyi ya da hoş olmayan kokuları fark etme, ayırt etme vb. oyunlar oynayabilirsiniz.
Banyoda farklı kokuda sabunlar kullanabilir, banyo sonrasında farklı kokudaki losyon ve kremlerle
çocuğunuza masaj yapabilirsiniz. Kokular hakkında konuşarak fark etmesini sağlayabilirsiniz
Mutfakta yemek pişirirken yiyeceklerin kokularına çocuğunuzun dikkatini çekebilir, yiyeceklere karabiber,
tarçın, kimyon, kekik, hindistancevizi gibi çeşitli baharatlar ekleyerek farklı kokular oluşturabilirsiniz.
Evdeki tarçın, hindistan cevizi, nane, kekik, limon, vanilya, lavanta, papatya, adaçayı gibi baharatlarla
koku keseleri hazırlayabilirsiniz. Kese hazırlamak yerine, tülbent gibi ince bir kumaşın içine bu baharatları
koyarak koklama, eşli hazırlanmış koku malzemeleriyle kokunun eşini bulma oyunları oynayabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Pin It on Pinterest