BEBEKLERDE BESLENME

Beslenme insan yaşamının her döneminde önemlidir. Bireyler birbirlerinden yaş, cinsiyet, hareket, ailesel
geçmiş ve hastalık durumları gibi çeşitli yönlerden farklılık gösterirler. Bu nedenle genel ilkeler yanında
planlanacak olan beslenme programı bireye özgü olmalıdır.
0-36 aylık çocuklarınızın beslenmesinde üç temel dönemden bahsedilebilir. Yaşamın ilk 0-6 ayı anne
sütüyle beslenme dönemi, 6-12 aylık dönemde ek besinlerle tanışma ve 12 ay üzerinde sağlıklı ve dengeli
beslenme alışkanlığının kazanıldığı dönem olarak adlandırılabilir.
4.1. 0-6 Ay Bebek Beslenmesi (Anne Sütü İle Beslenme)
Anne sütü; yeni doğanda en üst düzeyde büyüme ve gelişme için gerekli olan tüm sıvı, enerji ve besin
öğelerini içeren, sindirimi kolay doğal bir besindir.
Bebeğinizin erken doğması ya da zamanında doğmuş olması sizin sütünüzün özelliğini etkilemez. Bu
nedenle yaşamın ilk altı ayında bebeğinize anne sütü dışında herhangi bir besin maddesi vermenize
gerek yoktur. Eğer bebeğinize anne sütü veremiyorsanız doktorunuzun önerdiği uygun formül (hazır)
mamalardan verebilirsiniz. Mamayı bebeğinize verirken kaşık ya da emzik deliği geniş olmayan biberonları
tercih etmelisiniz.
Emzirme Tekniği
Emzirirken kendinizi rahat hissettiğiniz bir pozisyona geçmelisiniz, giysileriniz rahat ve gevşek olmalıdır.
Bebeğinizin vücudu size yakın ve paralel, memeye dönük olmalıdır. En rahat pozisyon oturarak emzirmedir.
Öncelikle meme ucunu bebeğinizin alt dudağına veya ağız kenarına dokundurmalısınız. Bebeğiniz ağzını
açtığında, meme başı ile birlikte memenin kahverengi kısmı da bebeğinizin ağzına vermelisiniz. Emzirme
sırasında başparmağınızı memenin kahverengi kısmının üstüne koyup diğer parmaklarınızla alttan memeyi
desteklemelisiniz. Bebeğiniz emerken burnunun kapanmamasına dikkat etmelisiniz.

Bebeğiniz, süt inme hareketini başlatmak için emmeye ilk başladığı zaman çok hızlı emer. Bu süreçte
bebeğinizin yutkunma seslerini duyulabilirsiniz. Ortalama beş-on dakika bu şekilde emer ve emzirme
ilerledikçe yutkunması azalır.
Bebeğinizin etkili bir şekilde emdiğini ve yeterli bir şekilde beslendiğini gösteren belirtiler;
Emzirme sırasında bebeğinizin yutkunma sesini duymanız,
Emme sırasında bebeğinizin şakaklarında ve kulaklarında hareket olması,
Günde en az sekiz kez emmesi (ilk bir-iki ayda),
Emzirme sonrası memenizin yumuşak ve meme uçlarının dikleşmiş olması,
Bebeğinizin dışkı renginin doğumdan sonraki dört-beş gün içinde daha açık bir renk alması ya da
sarı olması,
Bebeğinizin sakin ve huzurlu görünmesi,
Bebeğinizin günde beş-altı kez bezini kirletmesi ve iki-üç defa dışkısını yapmasıdır. Altı-sekiz
haftadan sonra bu sayı azalabilir

Anne Sütünün Saklanması ve Kullanılması
Eğer anne çalışıyorsa sütün sağılarak bebeğe verilmesi gerekebilir. Bunun için anne sütü temiz plastik
kaplarda saklanmalıdır. Plastik kaplarda anne sütü buzdolabı rafında iki saat, derin dondurucuda altı ay,
buzlukta üç ay süreyle, üzerine tarih ve saat yazılarak saklanabilir. Kullanılmadan önce mutlaka ısıtılması
gerekir. Bunun için kesinlikle süt ocağa konmamalıdır. Benmari yöntemi denilen ılık suyun içine plastik
kaptaki süt konularak ısınması sağlanmalıdır.
4.2. 6-12 Aylık Bebek Beslenmesi
Anne sütü ilk altı ayda bebeğinizin ihtiyacının tamamını, altı-on ikinci ayda %50’sini ve on ikinci aydan
itibaren de %30unu karşılar. Anne sütüne ilave olarak verilen besinler tamamlayıcı besin olarak
adlandırılırlar.
Bu besinler, bazen sadece bebeğe özel olarak satın alınan besinlerden hazırlanabilirken, bazen de ailenin
tükettiği besinlerden bebeğe uygun şekilde hazırlanabilir.
Altıncı aydan sonra bebeklere tamamlayıcı besin olarak;
• Enerji ve besin öğesi açısından zengin,
• Temiz ve güvenli,
• Evde bulunan,
• Yerel olarak bulunması, satın alınması ve hazırlanması kolay besinler verilmelidir.
Tamamlayıcı olarak bebeğinize haftada iki-üç yeni besin başlamalısınız. Başlanan her yeni besin sonrası
bebeğinizde bir tepki ya da alerjik bir durum olup olmadığını kontrol etmelisiniz. Tamamlayıcı besinlere
altıncı ayda bir çay kaşığı miktarı ile başlanmalı, giderek miktarı ve çeşidi arttırılmalıdır. Altı-on iki aylık
dönemde de bebeğiniz her istediğinde emzirmeli, emzirmenin yanında yeterli miktarda besleyici ve
tamamlayıcı besinlerden (eğer bebeğiniz anne sütü alıyorsa günde üç kez, eğer bebeğiniz anne sütü
almıyor ise günde altı kez) vermelisiniz.
Tamamlayıcı besinler olarak öncelikle meyve suları başlanmalıdır. Elma ve şeftali suları ilk tamamlayıcı
besin olarak önerilir. Meyve sularının yanı sıra bebeğinize bu ayda yoğurt da başlamalısınız.
31
Altıncı aydan sonra, bebeğinizi daha yoğun ve pütürlü besinlere alıştırmalısınız. Pütürlü besinlerin
verilmesi öğürme refleksinin duyarsızlaştırılması için en uygun dönemdir. Meyve suları ve yoğurda alışan
bebeğinize yedinci ayda meyve ve sebze püreleri başlamalısınız. Mevsime uygun olarak bebeğinize
özellikle gaz sıkıntısı yaratmayacak ve kokusu fazla olmayan sebzeleri ezerek ya da rendeleyerek püre
halinde vermelisiniz.
Sekizinci ayda, bebeğinizin artan demir ihtiyacını karşılamak amacıyla sebze çorbalarına başlamalısınız.
Çorbanın içine her öğün için bir çorba kaşığı yağsız dana kıyması da ilave edebilirsiniz. Ayrıca çorbaya
her öğün için bir çorba kaşığı bitkisel sıvı yağ ilavesi de gerekir. Seçilebilecek sebzeler arasında havuç,
kabak, patates, domates, ıspanak öncelikle sayılabilir. Sekizinci ayda bebeğinizin beslenmesine ilave
edilmesi gereken diğer bir gıda yumurta sarısıdır. Yumurta katı pişmiş olmalıdır. Bu şekilde daha az alerji
yapma özelliğine sahiptir. Yumurta sarısı da diğer ek gıdalarda olduğu gibi önce az miktarda başlanıp,
daha sonra arttırılır. Genellikle sekizde bir oranı ile başlanır. Her gün arttırılarak bir hafta içinde tam
yumurta sarısına ulaşılır. Kolesterol ve protein içeriği zengin bir besin olan yumurta, bebeğinizin diyetinde
haftada iki-üç yumurta sarısından fazla olmamalıdır.
Dokuzuncu ayda, başlanabilecek bir diğer besin de peynirdir. Peynirin pastörize olması gereklidir.
Bebeğiniz için bir kibrit kutusu büyüklüğünde peynir yeterlidir. Ama bebeğinizi peynire alıştırırken, bu
miktarın dörtte biri ile başlamalısınız.
Onuncu aydan itibaren bebeğiniz et yemeye başlayabilir. Öncelikle dana eti köfte olarak verilirken,
balık,-tavuk ya da hindi etine de başlayabilirsiniz. Sebze çorbalarının da yağsız dana kıyması veya tavuk/
hindi etiyle yapılması mümkündür. Bebeğiniz çiğnemeyi öğrendikten sonra etler iyice haşlanarak küçük
parçalar halinde tek başına da verilebilir.
Onuncu aydan sonra bebeğiniz sizinle birlikte sofraya oturup yiyeceklerin sularından tatmaya
başlayabilir. Sindirim sistemleri bu besin maddelerini sindirebilecek kapasiteye sahiptir. Bu dönemde
amaç, bebeğinizin erişkin diyetinde yer alan besinlere bilinen tatlarıyla alıştırılmasıdır. Bir yaşına kadar
her türlü yiyeceğin lezzetine alıştırılmış bir bebekte daha sonraki yıllarda iştahsızlık görülmez.
Tamamlayıcı besinleri bebeğe verirken kaşık ya da bardakla besleme yöntemi kullanmalı, asla biberon
kullanmamalısınız.
Hazırladığınız tamamlayıcı besinler eğer buzdolabında muhafaza edilemeyecekse iki saat içinde
tüketilmelidir.
Bebeğiniz herhangi bir hastalık geçirdiyse, hastalık sonrası, her öğününde mümkün olduğunca çok
beslenmesi için bebeğinizi desteklemelisiniz. Bebeğiniz kaybettiği ağırlığı kazanana ya da yeterli büyümeyi
sağlayana kadar bu böyle devam etmelidir.
32
4.3. 12-36 Ay Çocuk Beslenmesi
Çocuğunuz birinci yaşını doldururken onu artık aile sofrasına, ailenin düzen ve saatlerine alıştırmaya
başlamalısınız. Aile sofrasında yemeğe başlamak, hem onun sosyal davranışlar ve beceriler kazanmasını
sağlayacak, hem de ailenin diğer bireyleri ile yemek yiyor olması, çocuğunuzun kendisine verilen besinleri
reddetmemesi için özendirici bir faktör olacaktır. Çocuğunuzun yetişkinle beraber sofraya oturması,
pişirilen bütün yemeklerden yiyebileceği anlamına gelmez. Çocuğunuzun yemeklerini, az tuzlu ve az
şekerli hazırlanmalıdır. Üç yaşını doldurana kadar çocuğunuzu ona uygun besinlerle beslemeli, ihtiyacı
olan gıda miktarlarını günlük olarak alıp almadığını kontrol etmelisiniz.
Bir-üç yaş grubundaki çocuk büyüdükçe, besin gruplarından verilecek yiyeceklerin miktarı arttırılır.
Beslenme yeni besinler eklenerek çeşitlendirilir. Besinler çocuğunuzun diş yapısına ve çiğneme özelliğine
uygun olarak hazırlanmalıdır. Dönem başında beslenmenin önemli bir bölümünü yumuşak gıdalar
oluştururken daha sonrasında taneli ve sert besinlere geçmelisiniz.
Çocuğunuza gereğinden fazla yiyecek vererek besinlere olan ilgisini azaltmamalı, erişkinler kadar
yemesini beklememelisiniz.
Bu yaş grubundaki çocuğunuz inatlaşarak yemek yemeyi reddedebilir. Bu durumda çocuğunuzun yemek
yemesini ya da açlık belirtileri göstermesini beklemek en doğru yoldur.
Bu yaş grubundaki çocukların her şeyi ağızlarına götürdükleri ve sürekli denetim altında tutulmaları
gerektiğini de unutmamalısınız. Çekirdek, fındık, fıstık, küçük taneli, sert kabuklu kılçıklı yiyecekleri
vermekten kaçınmalısınız.
İki yaşına gelmiş çocuğunuz üç ana yemek yemelidir. Beslenmesinde ikindi gibi bir de ara öğün olmalıdır.
Bu ara öğünde süt, meyve veya meyve suyu (taze sıkılmış) verilebilir. Yemek aralarında çocuğunuza
şekerleme, pasta, bisküvi, kek veya kurabiye gibi yiyeceklerin verilmesi gereksizdir. Bu tarz besinler
çocuğunuzun normal besin ihtiyacını karşılamasını engellediği gibi diş çürümelerine yol açıp çocuğunuza
gereksiz kilo aldıracaktır.
33
Bu dönemde unutmamanız gereken en önemli nokta çocuğunuz anne ve babayı örnek alıp beslenme
alışkanlığını sizlerin seçimleri doğrultusunda yapacağıdır. Bu nedenle beslenme konusunda çocuğunuza
model olmanız önemlidir. Çocuğunuzun yediklerini başka çocukların yedikleri ile kıyaslamak ve az yedi
diye fazla yemek yemeye zorlamak doğru değildir. Çocuğunuzun ihtiyacının ne olduğunu bilip ona göre
yemek yedirin.
Çocuğunuzun yeterli beslenip beslenmediği, büyüme ve gelişme durumundan anlaşılır. Normal büyüyen
bir çocuğun yediğini yeterli görmeyip daha fazla yemesini istemek doğru değildir. Her çocuk kendine
özgüdür. Bu nedenle büyüme hızı çocuk beslenmesinde örnek alınmalıdır.
Çocukların büyüme döneminde protein ve kalsiyum kaynaklarını düzenli almaları önemlidir. Çocuğunuz süt
içmek istemezse aynı miktarda yoğurt veya sütten yapılmış muhallebi veya sütlaç verebilirsiniz. Yemekleri
kızartmadan fırında veya ızgarada pişirebilirsiniz. Bu yaş grubunun son dönemlerinde çocuğunuza küçük
parça et ve sebzelerle yapılmış kebaplar, kıymalı, sebze yemekleri ve köfteler verebilirsiniz.
Çocuklar İçin Menü Planlaması
Beslenmenin yeterli ve dengeli olabilmesi için besin grupları ve bunlardan günlük olarak ne kadar alınması
gerektiğinin bilinmesi önemlidir. Besinlerin dört grup altında toplanması ve bu gruplardan tüketilecek
miktarların belirlenmesi, günlük beslenme planlarının yapılmasında büyük kolaylık sağlar. Araştırmalar
uzun süreli açlıkların metabolizma üzerindeki olumsuz etkilerini kanıtlamıştır. O nedenle önerilen öğün
planlamasında tüm besin gruplarından gerektiği miktarda alınmasının yanı sıra günde üç ana ve iki-üç ara
öğünün alınması gerekir.
4.4. Beslenme İle İlgili Sorunlar
Çocukların ilk iki yaşta gösterdikleri hızlı gelişim ve değişime uyum sağlamaları bazen güç olur. Doğumdan
sonra anne memesini doyana kadar emen, sonra bol bol uyuyan, ayda 500 gram ya da daha fazla
kilo alan bir bebek, bir-iki yaş arasında beslenmeyi reddeden, sürekli hareket eden ve ayda yaklaşık
50 gram alan bir çocuk durumuna gelir. Çocuğun doğal gelişiminin bir parçası olan bu durum, ailelerin
endişelenmesine yol açabilir. Sonuçta çocuğun beslenmesi başta anne olmak üzere bütün aile bireylerini
ilgilendiren bir sorun olur, çocuk için de bazen bir oyun, bazen de bir işkenceye dönüşür. Bu yaşlarda
görülen sorunlardan en önemlileri iştahsızlık, kabızlık ve besinin soluk borusuna kaçmasıdır.
34
4.4.1. İştahsızlık
İştah bir besine karşı duyulan bilinçli istektir. Bireysel, ailevi, ekonomik, çevresel ve sosyo-kültürel
faktörler iştahı etkileyebilir. İştahsızlık, annelerin en sık şikâyet ettikleri beslenme problemidir. İştahsızlık
sorunu olan bir çocukta kilo almada da sorun varsa, iştahsızlık yapan hastalıklar araştırılmalıdır. Çocuğun
kilo alamaması veya kilo kaybetmesi iştahsızlığın altındaki hastalıkları araştırmayı zorunlu kılar. Ancak
bazen hiçbir organik hastalık olmadan da çocukta geçici kilo problemleri olabilir. Buna ancak doktor
kontrolü sonrası karar verilebilir. Eğer çocuğun kilosu yeterli ancak iştahsızlık sorunu var ise, bu durum
organik hastalıktan ziyade psikososyal gelişme ile ilgilidir.
Beslenme ve uyku sorunu çocukların %20-30 unda görülür. Beslenme sorunu olan çocuklarda genellikle
uyku sorunu da birlikte görülür. İştahsız çocuklar genelde geç yatıp geç kalkan, belirli bir günlük düzeni
olmayan çocuklardır. Uykunun düzene girmesi ile genellikle beslenme sorunu da çözülür.
Ayrıca birçok iştahsız çocuk televizyon yardımı ile beslenmeye çalışılmaktadır. Küçük yaşlarda çocuklar
yeterince kontrol kazanmamış olmaları nedeniyle aynı anda yemek yeme ve televizyon seyretme işini
yapamazlar. Bu sırada anne ya da bakıcı tarafından zorlayarak besleme aşırıya kaçıp, çocuğun sahip
olduğu kontrolü kaybetmesine neden olabilir.
İştahsız çocuklarla ilgili yapılabilecekler;
Öncelikle süt olmak üzere kola, meyve suyu, çay, su gibi sıvı içeceklerin tüketim sıklığı ve miktarı belirlenip,
gerekirse yemekten bir saat önce veya yemek sırasında tüketilen içecekler sınırlanmalıdır.
Sunulacak yemekler çocuğun öncelikleri dikkate alınarak seçilmelidir.
Yemek miktarları annenin isteğine göre değil, çocuğun gereksinimine göre ayarlanmalıdır.
Yemekler çocukların yiyebileceği türden hazırlanmalı, çocuk kendisi yemek istediğinde özgür bırakılmalıdır.
Yemek yerken bir besini reddediyorsa farklı bir besin denenmeli, o da reddedilirse yemesi için çocuk
zorlanmamalıdır. Reddedilen besin aralıklarla tekrar denenmelidir.
Yemek saatleri düzenli olmalı, aralarda iştahını kesebilecek besinler ile ödül olarak tatlı türleri (şekerleme,
çikolata vb.) verilmemeli, tüm aile bireylerinin çocuğa karşı tutumu tutarlı olmalıdır.
35
Yemekler çocuğun ilgisini çekecek şekilde süslenmeli, besinlerin yararları oyunlarla anlatılmalı ve çocuğun
kendi besinlerini seçmesine izin verilmelidir.
Yemek sırasında çocuğun dikkatini çekecek televizyon ve video gibi yöntemlerin kullanılmamasına dikkat
edilmelidir.
Kalabalık ortamda aile üyeleriyle birlikte yemek yemek çocuğu olumlu etkiler. Bu nedenle çocuğun aile
sofrasında yemek yemesine dikkat edilmelidir.
Az miktarlarda yiyen çocuklar sık beslenmeli ve öğün sayısı arttırılmalıdır. Gerekirse besinlerin içeriği
zenginleştirilmelidir.
4.4.2. Kabızlık
Kabızlık sorunu en sık iki yaş civarında çocuğa tuvalet eğitimi verilirken karşımıza çıkan bir sorundur.
Kabızlık çocuklarda karın ağrısının en sık sebebidir. Anne sütünden süt bazlı mamalara ve ek besinlere
geçiş sırasında da kabızlık görülebilir.
Kabızlık sorunu araştırılırken doğumdan sonra çocuğun ilk 24 saatte dışkı yapıp yapmadığı, kabızlık
sorununun süresi, dışkının özelliği (kıvamı, keçi pisliği şeklinde olup olmadığı, tuvaleti tıkayacak şekilde
olup olmadığı, dışkı kaçırma olup olmadığı), beraberinde idrar kaçırma probleminin olup olmadığı
araştırılmalıdır.
Kabızlık sorunu bazen altta yatan bir sebebe bağlı ortaya çıkabilir; günlük içilen süt miktarının fazla
olması, inek sütü alerjisi, posasız gıdaların fazlaca alınmış olması, bazen sıvı kaybı gibi beslenmeye bağlı
nedenler olabilir.
Kabızlığın en sık görülen iki nedeni vardır bunlardan ilki çocuğun “dışkısını tutması” diğeri de beslenme
ile ilgili sebeplerdir. Çocuklar tuvalet eğitimi sırasında yaşadıkları korku ve stresten dolayı büyük
tuvaletlerini tutmaya başlayabilirler. Bu da zamanla hem bir alışkanlığa dönüşür hem de bir kısır döngünün
oluşmasına neden olur. Tuttukça, çocuğun kakasını yapması daha da zorlaşır ve daha fazla tutmaya
başlar. Bazı çocuklarda da ev dışındaki tuvaletlere gitmek istememelerinden dolayı tuvaletini tutma
başlar ve bu alışkanlık haline gelebilir.
İkinci en önemli sebep beslenme alışkanlıklarıdır. Normal bağırsak hareketleri için alınan nişasta lif
dengesinin yerinde olması ve yeterli sıvı alınması gereklidir. Çocukların sebze ve salata yememeleri
buna karşın makarna ve pilav yemeleri kabızlıklarının en önemli nedenidir.
36
Kabızlıkla baş edebilmek için çocukların yeterli sıvı tüketmelerine dikkat etmelisiniz. Çocuklarınızı yeşil
sebze ve salatalara alıştırmalı özellikle her öğünde yemeklerinin yanında salata olmasına dikkat etmelisiniz.
Çocukların daha çok tercih ettikleri besinlerden olan makarna ve pilavda aşırıya kaçmamalısınız. Bir
yaşından itibaren çocukların yedikleri ekmek kepekli olabilir. Çocuklar için hazırlayacağınız besinlerde
kullanacağınız tahıl ya da unların da yarısı beyaz, yarısı esmer olabilir. Ayrıca çocukların günün belirli
saatinde tuvalet rutinine alıştırılması önemlidir.
Bunlara yanıt vermeyen çocuklarda kayısı erik kompostosu ya da püresi, armut püreleri ile kuru meyveler
kullanabilirsiniz.
4.4.3. Soluk Borusuna Besin Kaçırma
İlk üç yaşta çocuklarda çiğneme ve yutma fonksiyonlarının gelişimi tamamlanmamıştır. Bu nedenle
besinler yumuşak bir şekilde verilmelidir. Fındık, fıstık, kabak ve ayçiçeği gibi sert ve taneli besinler
kolayca soluk borusuna kaçarak boğulmaya yol açabileceği için üç yaşından önce vermemelisiniz, ancak
verilecekse de mutlaka kontrol altında vermelisiniz.
Eğer çocuğunuz yabancı bir cisim yuttu ve bu soluk borusunda tıkanmaya yol açtıysa;
Ağız içini kontrol edin. Görebiliyorsanız yabancı cismi çıkarmaya çalışın.
Eğer çıkartamıyorsanız ve çocuk bir yaşın üzerinde ise yumuşak bir şekilde Heimlich Manevrası’nı
uygulayın. Yani bir elinizle göğsünden tutarak bebeği yüzü yere bakacak şekilde ön kolunuzun üzerine
dizinizle destek olacak şekilde yatırın. Kürek kemikleri arasına diğer elinizin ayası ile beş kez vurun.
37
4.5. Çocuğa Verilecek Ek Besinlerin Hazırlanması
Yoğurt: Yoğurt yapmak için pastörize edilmiş ve kaynatılmış sütü 40-45 C° (el dayanır, dayanmaz)
sıcaklığa getirin. Bir kilogram süte, bir yemek kaşığı yoğurdu ezerek ilave edin. Sütün üzerini kapatıp
kalın bir örtü ile sarın veya ılık bir yerde beş-altı saat bekleterek mayalandırın.
Bebeklere her gün taze yoğurt vermelisiniz.
Meyve Suyu ve Ezmesi (püre): Elma, şeftali, armut, muz, portakal, mandalina çocuklar için uygun
meyvelerdir. Önce meyveyi yıkayın, kabuklarını soyun, cam rendede rendeleyip süzerek meyve suyu
elde edin. Altıncı aydan itibaren meyveyi ezerek püre şeklinde de vermelisiniz.
Sebze Çorbası: Bir orta büyüklükte patates, bir küçük havuç veya taze kabak, iki yaprak ıspanak veya
diğer yeşil yapraklı sebzeleri yıkayıp kabuklarını incecik soyun/kazıyın veya ayıklayın. Bir buçuk su bardağı
suyu ocağa alın ve kaynama derecesine gelince havuç ve patatesi konup yumuşayıncaya kadar pişirin.
Yeşil yapraklı sebze ekleyip beş dakika daha pişirin. Ateşten alıp ezin. Bir çay kaşığı bitkisel sıvı yağ
ekleyin. Çocuğunuz büyüdükçe sebze çorbasını daha koyu olarak hazırlayabilir, pişen sebzeleri püre
makinesinden geçirerek ya da tahta kaşıkla ezip kevgirden geçirerek hazırlayabilirsiniz.
Muhallebi: Bir büyük su bardağı (250 ml) süte, iki tatlı kaşığı silme pirinç unu karıştırın ve on dakika
pişirin. Kaynayınca içine bir yemek kaşığı pekmez veya şeker ekleyip altını kapatın.
Tarhana: Baharatsız hazırlanmış tarhana çorbası da altıncı ayda çocuklara verilebilir. Bir silme yemek
kaşığı tarhanayı, bir bardak su ile karıştırılıp kaynatın, ılık olarak çocuğunuza yedirin.
Kuru baklagiller: Et ve yumurta alamayan aileler, çocuklarına kuru baklagillerden yapılmış yiyecekler
verebilir. Kırmızı veya kabuksuz sarımercimek iyi pişirildiği takdirde bebekler için iyi bir protein kaynağı
olur. Diğerleri de dış zarları ayrılıp iyi pişirilerek verilebilir.
Mercimek çorbası: 1/8 su bardağı kırmızı mercimek, 1/8 su bardağı bulgur ve yarım havucu yarım su
bardağı su ile yumuşayıncaya kadar pişirin. Pişirme suyunu dökmeden tahta kaşıkla ezerek kevgirden
geçirin. Kıvamı koyu olursa su ilave edilebilirsiniz. Bir çay kaşığı bitkisel sıvı yağ ekleyip çorbayı
hazırlayabilirsiniz. Bebeğinize altıncı aydan itibaren bir tatlı kaşığı ile başlamak sureti ile yedi aylıktan
itibaren günde üç-dört yemek kaşığı mercimek çorbası verebilirsiniz.
Sebze çorbasını içine mercimek katarak da pişirebilirsiniz.
38
Yumurta: Yumurtayı yıkayıp tencereye su içine koyun. Kaynama derecesindeki suda on dakika pişirin.
Kabuğunu soyup beyazını ayrılarak sarısını kullanabilirsiniz. Sarısını sütle ezerek veya sebze çorbasıyla
karıştırılarak bebeğinize verebilirsiniz. Yedinci aydan sonra beyazını da verebilirsiniz.
Et ve Benzeri Ürünler:
Kıyma: Hafif ateşte kendi verdiği suyunu çekene kadar ısıtıp yukarıda anlatılan sebze çorbası ve diğer
çorbalar içine katılarak bebeğe verilebilir. Kıyma, en uygun et verme şeklidir.
Köfte olarak: İki kere çekilmiş kıymayı az miktarda bayat ekmek içi ve az tuzla iyice yoğurun. Köfteleri,
dibi yağlanmış kalın tavada kapalı olarak pişirin. Normal büyüklükte bir köfte içinde 30 gr. kadar et
vardır. İlk başlarken bebeğinize bir köftenin sadece beşte birini verin, miktarı gittikçe artırın.
Tavuk eti, balıketi, karaciğer vb.: Haşlanmış tavuk etini kemiklerinden, balığı kılçığından iyice ayırın, ezerek verin veya sebze çorbası içine katın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Pin It on Pinterest